Ana içeriğe atla

Yeşim Ünveren

Beden-İlişki-Zihin (BİZ) Metodu: Potansiyeli Harekete Geçiren Bütüncül Yaklaşım

Beynimiz ana muhakeme merkeziyse, onu işler hale getiren bedendir.

Yıllar boyunca beden ve zihin birbirinden ayrı iki yapı olarak ele alındı. İşlevleri ve hastalıkları birbirlerinden bağımsızmış gibi incelendi. Ancak terapi bilimleri ve nörobilim çalışmaları geliştikçe, insanın bütüncül iyilik halinin sadece zihinsel süreçlere değil, bedenin kendisine, yani özüne bağlı olduğu anlaşıldı. Burada bahsettiğimiz bedensel iyilik hali, yalnızca fizyolojik bir sağlıktan ibaret değil, aynı zamanda kinetik sağlığı, yani bedenin kendi hareketini duyumsama ve geliştirme kapasitesini de içerir.

Gelişimin Temeli: Hareket ve İlişki

İnsan yavrusunun gelişim sürecini düşündüğümüzde bu bütünlüğü net bir şekilde görürüz. Bir bebek, ilk 12-13 ayında sadece iki ayağı üzerinde durup yürümeyi öğrenmez; aynı zamanda çevresini algısal ve sözel olarak anlama ve bunu konuşarak ifade etme yetisini de geliştirir. Çocuk hareket kabiliyeti arttıkça keşfetmeye ve öğrenmeye daha açık hale gelir. Anne karnından başlayarak çıktığı bu hareket yolculuğu, onu yaşamda bağımsız bir birey yapana dek devam eder.

Elbette bu gelişim yolunda yalnız değildir. Çocuğun etkileşimde olduğu herkes – ebeveynleri, bakım verenleri, çevresi – bu sürece eşlik eder. Çocuk, kurduğu ilişkiler içinde büyür, olgunlaşır; iyiyi ve kötüyü bu ilişkiler ağı içinde tanımlar. Kendi potansiyelini yine bu etkileşimler sayesinde keşfeder ve benliğini şekillendirir.

Zihnin Yapı Taşları Nasıl Oluşur?

Hareket ve çevreyle kurulan ilişki, zihnimizin temel yapı taşlarını meydana getirir. Hareketle uyanık ve işler hale gelen zihin, bedenden gelen duyumları aldıkça ve çevreyle etkileşime girdikçe gelişir. Anılar biriktirir, bu anılar benliğin zeminini oluşturur ve bu zeminden değerli öğretiler ortaya çıkar. Kişinin kendini gerçek anlamda keşfetmesi, bedeninin sınırlarını deneyimlemesiyle, hatta bu sınırları aşmasıyla mümkündür. Eğer bize verilen bedenin sınırlarında kalsaydık, ne yürümeyi ne de konuşmayı öğrenebilirdik.

BİZ Metodu Nedir ve Ne Amaçlar?

BİZ Metodu, çocukluk çağından itibaren hareket gelişim sürecini mercek altına alarak bu sürecin benlik algısı ve akademik öğrenme üzerine etkisine odaklanır. Beynin duyusal sistemler aracılığıyla verileri nasıl bir araya getirip organize ettiğini ve bunu şu beş boyuta nasıl dönüştürdüğünü inceler:

  • Hareket

  • Duygu

  • Davranış

  • Biliş (Kognisyon)

  • İletişim

Bu beş boyutlu organizasyonun, çocuğun ve ergenin benlik gelişimine, duygusal yapılanmasına ve davranışsal çıktılarına olan etkisini gözlemler. Terapist ve çevreyle kurulan ilişki ve deneyim aracılığıyla bu alanlarda iyileşme sağlamayı hedefler.

BİZ Metodu Eğitimi: Uzmanlığa Giden Yol

Bu yolculukta sizleri başlangıçta iki basamaklı bir eğitim bekliyor:

  1. Birinci Basamak: Nörobiyolojik Temeller Bu aşamada, BİZ Metodu’nun bilimsel temellerine inerek beynin hareket, ilişki ve çevre ile nasıl değiştiğini ve geliştiğini derinlemesine öğreneceksiniz.

  2. İkinci Basamak: Klinik Uygulama ve Analiz Teorik olarak öğrendiğiniz ilkeleri, metoda uygun materyallerle klinik alanda nasıl uygulayacağınızı, süreci nasıl analiz edip geliştireceğinizi deneyimleyeceksiniz.

Bu eğitimle, çocukların gelişim özellikleri benzer ya da farklı olsa da hangi temel ilkelere bağlı olarak ilerlediğini kavrayacak; eğitim ve terapi ortamlarınızı her çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre nasıl özelleştireceğinizi öğreneceksiniz.

Bu bütüncül yaklaşımı keşfetmek ve uzmanlığınızı bir sonraki seviyeye taşımak için eğitimlerimizde görüşmek üzere.

Bu Eğitimi Kimler Alabilir : Çocuk Gelişim Uzmanları, Özel Eğitim Öğretmenleri, Okul Öncesi Öğretmenleri,Psikologlar, Pdr uzmanları

BİZ Metodu’nun dayandığı ilk ve en önemli ilke şudur: Her çocuk öğrenir ve kalabalıklar içinde olsa dahi her ortam çocuk için özelleştirilebilir.